Ana Sayfa

Kuzey Yemen'i öteki Arap ülkelerinden ayıran bir özellik şu: Burada petrol yok. Yemen, dünün varlıklı, bugünün yoksul ülkelerinden.

Dün varlıklıydı, çünkü Doğuyla Batını kesiştiği yerde, Uzakdoğu'yla Akdeniz arasında ticareti ellerinde tutuyorlardı. İsa'dan önce 3 bin yılından başlayarak Çin'den ve Hint'ten gelen yalnız tüm ipekler, tüm baharatlar değil, şeker, pirinç, tahta, değerli taşlar, tütsüler Yemen'in üç limanından Mukala, Aden ve Mokha'dan dağılıyordu. Niye öteki limanlar değil de bu üç liman? Kızıldeniz'de esen muson rüzgarlarının sırrını yalnız onlar biliyordu, deveyi M.Ö. 2.Yüzyılda ilk onlar ehlileştirmişlerdi. (taşımacılıkta kolaylık) Ticaret, taşımacılık ve gümrük gelirleri bir yandan, verimli ve cömert bir toprak (meyvanın, tahılın, bitkinin her türlüsü) öte yandan derken, ilk darbe. Yunanlılar muson rüzgarlarını öğrenmişler, Kızıldeniz'de seyretmeye başlamışlar bile (1-2. yüzyıl). Daha önemli bir darbe: Portekizliler Ümit Burnu'nu aşmışlar, baharat ve ipek yollarının seyri değişmiştir. (16. yüzyıl) Darbeleri karşılamaya siyah altının gücü bile yetişmeyecektir. "Siyah altın" yine kahve.

Yemenliler kahveyi daha 14. yüzyılda tanımışlardı. Söylentiye göre kahve dallarını farkeden çobanlar, çok geçmeden ağıza tad, kafaya rahatlık veren bu "meyvayı" toplamaya başlamışlar. Kahve ağaçları 7-8 metre boyunda. Dallarında beyaz çiçekler açıyor ve kiraza benzer meyvalar yetişiyor. Meyvanın içinde kabuklu iki çekirdek var. Çekirdeklerin kabuğu çıkarılıp, kavrulup öğütüldü mü, oldu size kahve. 16. yüzyılda bütün Arap Yarımadası'nda, İran'da Türkiye'de, Mısır'da kahve içildiği halde, tek kahve üreticisi Yemen. Yine söylentiye göre 17. yüzyılda Hollandalı bir gezgin Mokha kıyılarına vardığında hasta, perişan ve bitaptır. Mokha Şeyhi'nin ikram ettiği kahveyi içer içmez iyileşince, bu "ilacı" ülkesine götürecek ve tanıtacaktır. Çok geçmeden, Mokha'dan kalkan gemiler, Avrupa limanlarına, Avrupa soylularına yeryüzünün bu "lüks" içeceğini taşıyordu.

Kahve saltanatı uzun sürmedi. Kahve tohumu Latin Amerika toprağını daha çok sevdi. Bugün Yemen'de yılda 2 bin ton kahve üretilirken, Brezilya 1.5 milyon, Kolombiya 500 bin ton kahve üretiyor.

Aklınızdaki, düşünüzdeki imgeyi bozmak istemem ama, Yemen'le kahveyi bir arada düşünmekten artık vazgeçin. Bugün Yemen'de kahve istediniz mi soruyorlar: "Türk kahvesi mi bayağı kahve mi?" İlki bizim bildiğimiz, ikincisi Yemen'de "sokaktaki adam"ın içtiği, kahve kabuklarının kaynatılmış, içine karanfil eklenmiş, bol sulu bir bulamaça benzeyen bir şey. Yani "nerede kaldı, Yemen'den mi geliyor bu kahve" demek boş, oradaki kahve Yemen'dekilere bile yetmiyor. 19. yüzyılın sonunda dış dünyaya kapılarını kapayan, içine ve yalnızlığa dönen Yemen, limanlarını yitirmişti. (İngilizler Aden'i ele geçirmişler, Mokha ve Hodeidah'ı kullanılmayacak, onarılmayacak biçimde bombalamışlardı. 1839. Malum, Yemen'i Türklerden "koruyorlardı")

Tarih boyunca bombaların, saldırıların, hastalıkların (kolera, veba, sıtma, verem ve benzerleri), depremlerin (13.yüzyıldan buyana sayısız sarsıntı geçirmiş ve yıkılmış) hışımına uğrayan, 1962'den sonra sekiz yıl iç savaşı, beş yıl kuraklığı yaşayan Yemen'in petrolü yok, sanayii yok. Bu dertleri unutturacak kahvesi bile yok. Nasıl geçinir gider? Dış yardımla. Stratejik konumu nedeniyle başta Suudi Arabistan'dan olmak üzere çeşitli Arap ülkelerinden ve uluslar arası kuruluşlardan yardım alıyor...

Zeynep Oral "Katmandu'dan Meksika'ya"