What on earth am I meant to do Ne yapmam gerekiyor
In this crowded place there is only you Bu kalabalık yerde, sadece sen varsın
Was gonna to leave now I have to stay Gidecektim ama şimdi kalmak zorundayım
You have taken my breath away Benim nefesimi kestin
Is the world still spinning around Dünya hala dönüyor mu?
I don't feel like coming down Hayal kırıklığı yaşamak istemiyorum
Nakarat :
[ It's in your eyes Bu gözlerinin içinde
I can tell what your thinking Ne düşündüğün anlaşılıyor
My heart is sinking too Benim kalbim de batıyor
It's no surprise Bu sürpriz değil
I've been watching you lately Son zamanlarda seni izliyordum
I want to make it with you Seninle denemek istiyorum ]
Destiny has a funny way Kaderin tuhaf bir yanı vardır
When it comes and takes all your cares away Gelip tüm kaygılarını alıp götürdüğünde
I can't think of a single thing Tek bir şey bile düşünemiyorum
Other than what a beautiful state I'm in Ne kadar güzel bir halde olduğum haricinde
Is the world still spinning around Dünya hala dönüyor mu?
I don't feel like coming down Hayal kırıklığı yaşamak istemiyorum
Nakarat
|
|
Ders 1: Kelimeler (Words) Bir az kelimeler üzerinde çalışmaya ne dersiniz. Kelimelerin
anlamlarını öğrenelim ve cümlede nasıl kullanıldıklarına dikkat
edelim. on earth - sadece, yalnızca, sonuçta, yine de, daha,
kahretsin (argo) (who, why, how, where gibi soru kelimelerinden
sonra kullanılır) örneğin. What on earth am I meant to do?
- Kylie M, In Your Eyes
be meant to - to have to, be supposed to / bir işi yapma
zorunluluğu şarkıdaki şekliyle 'gerekiyor', 'zorundayım' gibi
çevriliyor örneğin. What on earth am I meant to do? -
Kylie M, In Your Eyes
take one's breath away - şaşırtmak, etkilemek, nefes
kesmek örneğin. You have taken my breath away. - Kylie
M, In Your Eyes
spin around - dönmek, bir şeyin etrafında dönmek örneğin.
Is this world still spinning around ? - Kylie M, In Your
Eyes
don't feel like (doing smth) - istememek, bir şey yapmayı
arzu etmemek örneğin. I don't feel like coming down.
- Kylie Minogue, In Your Eyes I don't feel like swimming. - Yüzmek istemiyorum.
come down (to earth) - dünyaya dönmek, gerçeğe dönmek,
hayal kırıklığına uğramak örneğin. I don't feel like coming
down . - Kylie M, In Your Eyes
sink - (of heart) hayal kırıklığı yaşamak, üzülmek örneğin.
My heart is sinking too. - Kylie M, In Your Eyes
have a way (with one) - belirli bir yol izlemek örneğin.
Destiny has a funny way ... - Kylie M, In Your Eyes
state - bir insanın veya eşyanın içinde bulunduğu durum
örneğin. ...what a beautiful state I'm in. - Kylie M,
In Your Eyes
the state of health - sağlık durumu it's no surprise
- bu sürpriz değil, bunda şaşırılacak bir şey yok
take smth away - alıp götürmek
örneğin. ...when it comes and takes all your cares away .
- Kylie M, In Your Eyes You've got to take your love away
. - The Beatles
Ders 2: Gramer - be going to Yapısı: Özne+am/is/are going to+verb1 'Be Going To' Future yani Yakın Gelecek Zaman Türkçe'ye
genellikle bir şeyi yapmayı planlamak şeklinde çevrilir. örneğin. Was going to leave now I have to stay. - Kylie
Minogue, In Your Eyes (Gidecektim ama şimdi kalmak zorundayım
- gitmeyi planlıyordum, ama kalacağım) I'm going to go to London next week. - Gelecek hafta
Londra'ya gitmeyi planlıyorum (gideceğim). !!! be going to ve will gelecek zaman anlatımlarında
kullanılırlar; be going to = will , gelecek zamanla ilgili tahmin
yapıldığında kullanılırlar; yapılacak eylem kesinse will kullanılır
. örneğin. She's going to succeed because she works hard
= She will succeed because... I' ll help you.
Ders 3: Gramer - have to Yapısı: Özne + have to + v Zorunluluk bildiren bir modal verb; Türkçe karşılığını: gerekmek, zorunda olmak, mecbur kalmak şeklinde
düşünebiliriz örneğin. Was going to leave now I have to stay. - Kylie
M, In Your Eyes You'll have to walk there. - Oraya yürüyerek gitmek zorunda
kalacaksın. I had to wait for them. - Onları beklemek zorunda kaldım.
- olumsuz şekli do not have to; türkçe karşılığını: gerekli olmamak, gerekmemek şeklinde düşünebiliriz; örneğin. You don't have to go there if you don't want to.
- İstemiyorsan gelmene gerek yok. |
|