He deals the cards as a meditation
Kağıtları bir meditasyon olarak dağıtıyor
And those he plays never suspect
Ve onlarla oynarken hiç şüphe etmiyor
He doesn't play for the money he wins
Kazandığı para için oynamıyor
He doesn't play for the respect
Saygı için oynamıyor
He deals the cards to find the answer
Kartları cevabı bulmak için dağıtıyor
The sacred geometry of chance
Şansın kutsal geometrisi
The hidden law of probable outcome
Muhtemel sonucun gizli kanunu
The numbers lead a dance
Sayılar bir dansa öncülük ediyor
I know that the spades are the swords of a soldier
Biliyorum ki maçalar bir askerin kılıçları
I know that the clubs are weapons of war
Biliyorum ki sinekler savaş silahları
I know that diamonds mean money for this art
Biliyorum ki karolar bu sanat için para demek
But that's not the shape of my heart
Ama hiçbiri kalbimin şekli değil
He may play the jack of diamonds
Karo valesini oynayabilir
He may lay the queen of spades
Maça kızını serebilir
He may conceal a king in his hand
Elinde bir papaz gizleyebilir
While the memory of it fades
Onun hatırası solarken
I know that the spades are the swords of a soldier
Biliyorum ki maçalar bir askerin kılıçları
I know that the clubs are weapons of war
Biliyorum ki sinekler savaş silahları
I know that diamonds mean money for this art
Biliyorum ki karolar bu sanat için para demek
But that's not the shape of my heart
Ama hiçbiri kalbimin şekli değil
That's not the shape, the shape of my heart
Hiçbiri kalbimin şekli, kalbimin şekli değil
And if I told you that I loved you
Ve eğer sana seni sevdiğimi söyleseydim
You'd maybe think there's something wrong
Birşeylerin ters gittiğini düşünebilirdin
I'm not a man of too many faces
Ben çok yüzü olan biri değilim
The mask I wear is one
Takdığım maske bir tanedir
Those who speak know nothing
Konuşanlar hiçbir şey bilmiyor
And find out to their cost
Ve hayatları pahasına öğreniyorlar
Like those who curse their luck in too many places
Çok fazla yerde şanslarını lanetleyenler gibi
And those who fear are lost
Ve korkanlar kayıp şimdi
I know that the spades are the swords of a soldier
Biliyorum ki maçalar bir askerin kılıçları
I know that the clubs are weapons of war
Biliyorum ki sinekler savaş silahları
I know that diamonds mean money for this art
Biliyorum ki karolar bu sanat için para demek
But that's not the shape of my heart
Ama hiçbiri kalbimin şekli değil
That's not the shape, the shape of my heart
Hiçbiri kalbimin şekli, kalbimin şekli değil |
|
Ders 1: Kelimeler (Words)
Öncelikle şunu belirteyim. Çok farklı kelimelerle karşılaşıyorsunuz
bu şarkıda. Eğer kelime hazinenizi genişletmek istiyorsanız
kelimeleri iyice inceleyin. Çok yararlı olur. Gelelim kelimelerimize:
1. Deal 1. (isim) 1) belirli bir miktar; pay; 2) anlaşma;
işbirliği; "$300 is my last offer." "It's a deal!"
"$300 - son teklifimdir." "Anlaştık!"
2. ( fiil ) 1) dağıtmak; belirlemek; 2) pazarlık yapmak; 3)
dağıtmak ( kağıt ) ; 4) iş yürütmek; ilgilenmek;
2. Suspect 1. ( sıfat ) şüpheli;
2. ( isim ) şüpheli;
3. ( fiil ) 1) şüphe etmek; 2) tahmin etmek; 3) güvenmemek;
emin olmamak.
3. Find ( fil ) 1) bulmak; 2) find out - açıklığa kavuşturmak.
4. Kağıt Oyunu Terimleri:
Spades - maçalar; Clubs - sinekler; Diamonds
- karolar; Hearts - kupalar
Jack - vale; Queen - kız; King - papaz;
Ace - as
5. Probable ( sıfat ) mümkün
6. Shape ( isim ) 1) şekil, figür, kalıp
7. Fade ( fiil ) 1) solmak; 2) yok olmak;
8. Mean ( fiil ) 1) anlamına gelmek;
9. Wear ( fiil ) takmak, üzerinde taşımak (giysi)
10. Cost ( isim ) 1) fiyat; 2) masraflar; 3) find / know
/ learn something to someone's cost - tecrübeleri sonucu edinmek.
11. Lost ( sıfat ) kayıp.
Ders 2: Gramer - Present Simple
Geniş Zaman - Present Simple
Genel olayların anlatımında, alışkanlıkları ifade etmek için,
gerçek ve değişmeyen durumların anlatımında, daimi veya uzun
süredir devam eden eylemlerin ifadesinde kullanılır.
The sun rises in the East - Güneş doğudan doğar.
My mother usually kisses me good-night - Annem her gece
uyumadan önce beni öper.
...He deals the cards as a meditation... - Kağıtları
bir meditasyon olarak dağıtıyor (meditasyon yaparmışçasına)...
...He doesn't play for respect... - Saygı için oynamıyor...
...The numbers lead a dance... - Sayılar bir dansa öncülük
ediyor...
...Diamonds mean money for this art... - Karolar bu sanat
için para demek...
...The mask I wear is one... - Takdığım maske bir tanedir...
Şarkıyı dinlerken yazarın olayın kahramanının genel davranışlarını
anlattığını görüyoruz. Kahraman anlatım sırasında ne yaptığı
sözkonu değil.
Present Simple genellikle aşağıdaki ifadelerden biri ile
kullanılır:
* Always - her zaman (I always clean my teeth after breakfast)
* Never - hiçbir zaman (He never stays at home on Sundays)
* Often - sık sık (In summer we often go out)
* Seldom - nadiren (They seldom visit her parents)
* Sometimes - bazen (She sometimes walks to work)
* Every day / month - her gün / ay (Every month we make
a report)
* Usually - genellikle (It usually rains in autumn)
* As a rule - genel olarak (As a rule I spend a month
at the seaside)
Özne he, she, it veya üçüncü tekil şahıs ise olumlu cümlelerde
fiil -s takısı alır. Örneğin:
I / we / you / they --- deal / play / wear / do...
he / she / it --- deals / plays / wears / does...
Şimdi, Present Simple hakkında kısa bir girişten sonra Present
Continuous zamanıyla aralarındaki farkı ele alalım. Present
Continuous, yani şimdiki zaman konuşma anındaki olaylayın
anlatımında kullanılır. Karşılaştırın:
Present Simple: He runs around his house every morning.
- O her sabah evinin etrafında koşu yapar.
Present Continuous: Look! The policeman is running after
a thief. - Bak! Polis hırsızı takip ediyor.
She never sings ( Present Simple ) in public but it's
her birthday party today and she is singing ( Present Continuous
) for her guests.
O hiçbir zaman toplulukta şarkı söylemez, ama bugün doğum günü
partisi var ve misafirleri için şarkı söylüyor.
Ders 3: if sentences ( Şartlı cümleler )
..And if I told you that I loved you
You'd (would) maybe think there's something wrong...
Eğer seni sevdiğimi söyleseydim,
sen, herhalde, bir şeylerin yanlış olduğunu düşünürdün
Cümlenin başında (told) fiili -di li geçmiş zamanda kullanılmıştır
(Past Simple), ve cümlede koşul kipi olduğunu görüyoruz
(Conditional Mood). Daha fazla örneklere bakacak olursak:
If I were you I would buy this car - Senin yerinde olsaydım
bu arabayı satınalırdım.
If they knew the truth they would never forgive him -
Gerçeği öğrenselerdi, onu asla affetmezlerdi.
Geniş zamanla
Simple Present (Geniş Zaman):
If my Mum asks me to stay home, I will stay.
Annem evde kalmamı rica ederse, ben kalırım.
Simple Future (Gelecek Zaman):
If my Mum asked me to stay home I would stay.
Annem evde kalmamı rica etseydi, ben kalırdım. |
|