Ülkeler Rehberi Sayfası | İngilizce Dersler Sayfası | İrtibat Formu | İletişim

Bu sayfalarda popüler ingilizce şarkı sözlerinin Türkçe çevirilerini bulacaksınız. Çevirileri gramer açısından incelemeniz hem ingilizcenizin gelişmesine katkıda bulunacak, hem de sıkılmadan zevkli bir şekilde ingilizce öğrenmenizi sağlayacaktır. Başlamak için aşağıdaki listeden şarkı seçiminizi yapabilirsiniz.
Deep Purple - Soldier of Fortune | Kylie Minogue - In Your Eyes | Celine Dion - A New Day Has Come
Darren Hayes - Insatiable | Robbie Williams - Feel | Shakira - Underneath Your Clothes | Sting - Shape Of My Heart
Sting / Shape Of My Heart
Şarkı Sözü ve Çevirisi Dersler
He deals the cards as a meditation
Kağıtları bir meditasyon olarak dağıtıyor

And those he plays never suspect
Ve onlarla oynarken hiç şüphe etmiyor

He doesn't play for the money he wins
Kazandığı para için oynamıyor

He doesn't play for the respect
Saygı için oynamıyor

He deals the cards to find the answer
Kartları cevabı bulmak için dağıtıyor

The sacred geometry of chance
Şansın kutsal geometrisi

The hidden law of probable outcome
Muhtemel sonucun gizli kanunu

The numbers lead a dance
Sayılar bir dansa öncülük ediyor

I know that the spades are the swords of a soldier
Biliyorum ki maçalar bir askerin kılıçları

I know that the clubs are weapons of war
Biliyorum ki sinekler savaş silahları

I know that diamonds mean money for this art
Biliyorum ki karolar bu sanat için para demek

But that's not the shape of my heart
Ama hiçbiri kalbimin şekli değil

He may play the jack of diamonds
Karo valesini oynayabilir

He may lay the queen of spades
Maça kızını serebilir

He may conceal a king in his hand
Elinde bir papaz gizleyebilir

While the memory of it fades
Onun hatırası solarken

I know that the spades are the swords of a soldier
Biliyorum ki maçalar bir askerin kılıçları

I know that the clubs are weapons of war
Biliyorum ki sinekler savaş silahları

I know that diamonds mean money for this art
Biliyorum ki karolar bu sanat için para demek

But that's not the shape of my heart
Ama hiçbiri kalbimin şekli değil

That's not the shape, the shape of my heart
Hiçbiri kalbimin şekli, kalbimin şekli değil

And if I told you that I loved you
Ve eğer sana seni sevdiğimi söyleseydim

You'd maybe think there's something wrong
Birşeylerin ters gittiğini düşünebilirdin

I'm not a man of too many faces
Ben çok yüzü olan biri değilim

The mask I wear is one
Takdığım maske bir tanedir

Those who speak know nothing
Konuşanlar hiçbir şey bilmiyor

And find out to their cost
Ve hayatları pahasına öğreniyorlar

Like those who curse their luck in too many places
Çok fazla yerde şanslarını lanetleyenler gibi

And those who fear are lost
Ve korkanlar kayıp şimdi

I know that the spades are the swords of a soldier
Biliyorum ki maçalar bir askerin kılıçları

I know that the clubs are weapons of war
Biliyorum ki sinekler savaş silahları

I know that diamonds mean money for this art
Biliyorum ki karolar bu sanat için para demek

But that's not the shape of my heart
Ama hiçbiri kalbimin şekli değil

That's not the shape, the shape of my heart
Hiçbiri kalbimin şekli, kalbimin şekli değil
Ders 1: Kelimeler (Words)

Öncelikle şunu belirteyim. Çok farklı kelimelerle karşılaşıyorsunuz bu şarkıda. Eğer kelime hazinenizi genişletmek istiyorsanız kelimeleri iyice inceleyin. Çok yararlı olur. Gelelim kelimelerimize:
1. Deal 1. (isim) 1) belirli bir miktar; pay; 2) anlaşma; işbirliği; "$300 is my last offer." "It's a deal!" "$300 - son teklifimdir." "Anlaştık!"
2. ( fiil ) 1) dağıtmak; belirlemek; 2) pazarlık yapmak; 3) dağıtmak ( kağıt ) ; 4) iş yürütmek; ilgilenmek;
2. Suspect 1. ( sıfat ) şüpheli;
2. ( isim ) şüpheli;
3. ( fiil ) 1) şüphe etmek; 2) tahmin etmek; 3) güvenmemek; emin olmamak.
3. Find ( fil ) 1) bulmak; 2) find out - açıklığa kavuşturmak.
4. Kağıt Oyunu Terimleri:
Spades - maçalar; Clubs - sinekler; Diamonds - karolar; Hearts - kupalar
Jack - vale; Queen - kız; King - papaz; Ace - as
5. Probable ( sıfat ) mümkün
6. Shape ( isim ) 1) şekil, figür, kalıp
7. Fade ( fiil ) 1) solmak; 2) yok olmak;
8. Mean ( fiil ) 1) anlamına gelmek;
9. Wear ( fiil ) takmak, üzerinde taşımak (giysi)
10. Cost ( isim ) 1) fiyat; 2) masraflar; 3) find / know / learn something to someone's cost - tecrübeleri sonucu edinmek.
11. Lost ( sıfat ) kayıp.

Ders 2: Gramer - Present Simple

Geniş Zaman - Present Simple
Genel olayların anlatımında, alışkanlıkları ifade etmek için, gerçek ve değişmeyen durumların anlatımında, daimi veya uzun süredir devam eden eylemlerin ifadesinde kullanılır.
The sun rises in the East - Güneş doğudan doğar.
My mother usually kisses me good-night - Annem her gece uyumadan önce beni öper.
...He deals the cards as a meditation... - Kağıtları bir meditasyon olarak dağıtıyor (meditasyon yaparmışçasına)...
...He doesn't play for respect... - Saygı için oynamıyor...
...The numbers lead a dance... - Sayılar bir dansa öncülük ediyor...
...Diamonds mean money for this art... - Karolar bu sanat için para demek...
...The mask I wear is one... - Takdığım maske bir tanedir...
Şarkıyı dinlerken yazarın olayın kahramanının genel davranışlarını anlattığını görüyoruz. Kahraman anlatım sırasında ne yaptığı sözkonu değil.
Present Simple genellikle aşağıdaki ifadelerden biri ile kullanılır:
* Always - her zaman (I always clean my teeth after breakfast)
* Never - hiçbir zaman (He never stays at home on Sundays)
* Often - sık sık (In summer we often go out)
* Seldom - nadiren (They seldom visit her parents)
* Sometimes - bazen (She sometimes walks to work)
* Every day / month - her gün / ay (Every month we make a report)
* Usually - genellikle (It usually rains in autumn)
* As a rule - genel olarak (As a rule I spend a month at the seaside)
Özne he, she, it veya üçüncü tekil şahıs ise olumlu cümlelerde fiil -s takısı alır. Örneğin:
I / we / you / they --- deal / play / wear / do...
he / she / it --- deals / plays / wears / does...
Şimdi, Present Simple hakkında kısa bir girişten sonra Present Continuous zamanıyla aralarındaki farkı ele alalım. Present Continuous, yani şimdiki zaman konuşma anındaki olaylayın anlatımında kullanılır. Karşılaştırın:
Present Simple: He runs around his house every morning. - O her sabah evinin etrafında koşu yapar.
Present Continuous: Look! The policeman is running after a thief. - Bak! Polis hırsızı takip ediyor.
She never sings ( Present Simple ) in public but it's her birthday party today and she is singing ( Present Continuous ) for her guests.
O hiçbir zaman toplulukta şarkı söylemez, ama bugün doğum günü partisi var ve misafirleri için şarkı söylüyor.

Ders 3: if sentences ( Şartlı cümleler )

..And if I told you that I loved you
You'd (would) maybe think there's something wrong...
Eğer seni sevdiğimi söyleseydim,
sen, herhalde, bir şeylerin yanlış olduğunu düşünürdün
Cümlenin başında (told) fiili -di li geçmiş zamanda kullanılmıştır (Past Simple), ve cümlede koşul kipi olduğunu görüyoruz (Conditional Mood). Daha fazla örneklere bakacak olursak:
If I were you I would buy this car - Senin yerinde olsaydım bu arabayı satınalırdım.
If they knew the truth they would never forgive him - Gerçeği öğrenselerdi, onu asla affetmezlerdi.
Geniş zamanla
Simple Present (Geniş Zaman):
If my Mum asks me to stay home, I will stay.
Annem evde kalmamı rica ederse, ben kalırım.
Simple Future (Gelecek Zaman):
If my Mum asked me to stay home I would stay.
Annem evde kalmamı rica etseydi, ben kalırdım.
 

Sitemizdeki şarkı sözü ve çevirileri Güftekar.com sitesinden alınmış, dersler Allnet - Ülkeler Rehberi ekibi tarafından hazırlanmıştır.
Daha fazla şarkı sözü çevirisi için www.guftekar.com adresini ziyaret etmenizi öneririz. Sitemizdeki bilgilerin izinsiz kullanılması yasaktır.
Copyright © AllNet - Ülkeler Rehberi

Hosting Hizmetleri